Üroonkolojinin temel çalışma alanları arasında:
- Prostat kanseri
- Mesane kanseri
- Böbrek tümörleri ve böbrek kanseri
- Testis kanseri
- Böbrek pelvisi ve üreter kanserleri
- Penis kanseri
- Üretra kanserleri
- Ürolojik kanserlerin ameliyat sonrası takibi
- PSA yükselmesi ve prostat kanseri şüphesi
- İdrarda kanama
- Böbrekte tesadüfen saptanan kitleler
- Testiste kitle
- Önceden tedavi edilmiş kanserlerde nüks değerlendirmesi
yer alır.
Prostat Kanseri
Prostat kanseri erkeklerde en sık karşılaşılan ürolojik kanserlerden biridir.
Ancak prostat kanseri tek tip bir hastalık değildir.
Bazı prostat kanserleri yıllarca yavaş seyredebilirken, bazı tümörler daha agresif davranış gösterebilir.
Bu nedenle yalnızca PSA değerine bakarak tedavi kararı verilmez.
Değerlendirmede;
- PSA düzeyi ve değişimi
- Parmakla rektal muayene
- Multiparametrik prostat MR
- Prostat biyopsisi
- ISUP / Gleason derecesi
- Tümörün yaygınlığı
- Hastanın yaşı
- Genel sağlık durumu
- Yaşam beklentisi
birlikte değerlendirilir.
2026 EAU Prostat Kanseri Kılavuzu; MR kullanımını, biyopsi stratejisini, evrelemeyi ve aktif izlem yaklaşımını güncellemiştir.
PSA Yüksekliği Kanser Anlamına mı Gelir?
Hayır.
PSA prostat kanseri açısından önemli bir belirteçtir ancak yalnızca kansere özgü değildir.
PSA;
- İyi huylu prostat büyümesi
- Prostat iltihabı
- Üriner enfeksiyon
- Bazı ürolojik girişimler
- Prostat kanseri
gibi birçok durumda yükselebilir.
Bu nedenle tek bir PSA değeri üzerinden doğrudan biyopsi veya tedavi kararı vermek yerine PSA’nın düzeyi, seyri, prostat hacmi, muayene bulguları ve MR görüntüleri birlikte değerlendirilmelidir.
Prostat MR ve Biyopsi
Multiparametrik prostat MR, prostat kanseri şüphesi bulunan hastalarda günümüzde önemli bir değerlendirme aracıdır.
MR;
- Şüpheli alanların belirlenmesine
- Biyopsinin hedeflenmesine
- Tümörün prostat içindeki yayılımının değerlendirilmesine
yardımcı olabilir.
Ancak MR tek başına kesin tanı koymaz.
Kesin tanı çoğunlukla histopatolojik değerlendirme yani prostat biyopsisi ile konur.
Biyopsi kararı hastanın PSA düzeyi, MR bulguları ve bireysel risk faktörlerine göre verilmelidir.
Her Prostat Kanseri Ameliyat Edilmeli midir?
Hayır.
Düşük riskli ve uygun özelliklere sahip bazı prostat kanserlerinde aktif izlem, gereksiz veya erken tedaviyi önlemek amacıyla önemli bir seçenektir.
Aktif izlem, tedavisiz bırakmak anlamına gelmez.
Hasta belirli bir program kapsamında;
- PSA
- Klinik değerlendirme
- Prostat MR
- Gerektiğinde tekrar biyopsi
ile takip edilir.
Amaç hastalık düşük riskli kaldığı sürece tedavinin yan etkilerinden kaçınmak, ancak tümör biyolojisi değiştiğinde küratif tedaviyi zamanında uygulamaktır.
EAU kılavuzları uygun düşük riskli hastalarda aktif izlemi standart seçeneklerden biri olarak kabul etmektedir.
Prostat Kanserinde Cerrahi Tedavi
Uygun hastalarda prostat kanserinin cerrahi tedavisi radikal prostatektomidir.
Bu ameliyatta prostat bezi ve seminal veziküller çıkarılır; gerekli hastalarda lenf nodlarının değerlendirilmesi de yapılabilir.
Cerrahi planlamada;
- Tümörün evresi
- Risk grubu
- MR bulguları
- Hastanın yaşı
- İdrar kontrolü
- Cinsel fonksiyon
- Tümörün prostat dışına taşma riski
birlikte değerlendirilir.
Uygun hastalarda sinir koruyucu cerrahi yaklaşım erektil fonksiyonun korunması açısından değerlendirilebilir.
Ancak temel öncelik her zaman onkolojik güvenliktir.
Prostat Kanseri Tedavisi Sonrası Takip
Prostat kanseri tedavisi ameliyat veya radyoterapiyle sona ermez.
Tedavi sonrası PSA düzeylerinin düzenli takip edilmesi önemlidir.
Radikal prostatektomi sonrasında beklenen PSA düzeyi çok düşük veya ölçülemeyecek seviyelerde olmalıdır.
Takipte PSA yükselmesi görüldüğünde;
- PSA’nın seviyesi
- Artış hızı
- Patoloji sonucu
- Cerrahi sınırlar
- Lenf nodu durumu
- Önceki tedaviler
birlikte değerlendirilerek ek görüntüleme veya kurtarma tedavileri planlanabilir.
EAU, küratif lokal tedavi sonrasında PSA takibini nüks değerlendirmesinin temel unsurlarından biri olarak kabul etmektedir.
Mesane Kanseri
Mesane kanserinin en sık belirtilerinden biri ağrısız ve gözle görülebilen idrarda kanamadır.
İdrarda kanama tek sefer bile ortaya çıksa özellikle erişkin hastalarda değerlendirilmesi önemlidir.
Mesane kanseri temel olarak iki ana grupta ele alınır:
Kasa İnvaze Olmayan Mesane Kanseri
Tümör mesane kas tabakasına ulaşmamıştır.
Kasa İnvaze Mesane Kanseri
Tümör mesanenin kas tabakasına ilerlemiştir.
Bu ayrım tedavi planını tamamen değiştirebilir.
2026 EAU Mesane Kanseri kılavuzları kasa invaze olmayan ve kasa invaze hastalık için ayrı tedavi algoritmaları kullanmaktadır.
Mesane Tümöründe İlk Cerrahi Neden Önemlidir?
Mesane kanseri şüphesi bulunan hastalarda en önemli işlemlerden biri transüretral mesane tümörü rezeksiyonu – TUR-M işlemidir.
Bu işlemin amacı yalnızca görünen tümörü çıkarmak değildir.
Aynı zamanda;
- Doğru histopatolojik tanı
- Tümör derecesi
- Tümörün mesane kasına ulaşıp ulaşmadığı
hakkında bilgi sağlar.
Bu nedenle ilk TUR-M’nin kalitesi daha sonraki tedavi planını doğrudan etkileyebilir.
Kasa İnvaze Olmayan Mesane Kanseri
Kasa invaze olmayan mesane tümörleri de kendi içinde aynı değildir.
Hastalar;
- Düşük risk
- Orta risk
- Yüksek risk
- Çok yüksek risk
gibi gruplara ayrılabilir.
Tedavi;
- TUR-M
- Mesane içine ilaç uygulamaları
- BCG tedavisi
- Yakın sistoskopik takip
- Seçilmiş yüksek riskli hastalarda radikal cerrahi
gibi seçenekleri içerebilir.
2026 EAU kılavuzu özellikle yüksek riskli ve BCG tedavisine yanıt vermeyen hastalıklarda tedavi seçeneklerini yeniden güncellemiştir.
Kasa İnvaze Mesane Kanseri
Mesane kasına ilerlemiş kanserde tedavi daha kapsamlıdır.
Uygun hastalarda temel tedaviler arasında;
- Sistemik tedavi
- Radikal sistektomi
- Lenf nodu diseksiyonu
- Seçilmiş hastalarda mesane koruyucu multimodal tedavi
yer alabilir.
Tedavi kararı multidisipliner olarak;
- Hastalığın evresi
- Böbrek fonksiyonları
- Hastanın genel durumu
- Yaş
- Performans durumu
- Hastanın tercihleri
dikkate alınarak verilmelidir.
2026 EAU kılavuzu kas invaze ve metastatik mesane kanserinde tedavi yolunu hasta yolculuğuna göre yeniden yapılandırmış ve perioperatif sistemik tedavilere ilişkin yeni verileri eklemiştir.
Böbrek Tümörleri ve Böbrek Kanseri
Böbrek tümörlerinin önemli bir bölümü günümüzde başka bir nedenle yapılan ultrasonografi, BT veya MR sırasında tesadüfen saptanmaktadır.
Böbrekte kitle görülmesi her zaman aynı tedavinin uygulanacağı anlamına gelmez.
Tedavi planında;
- Kitlenin büyüklüğü
- Böbrekteki yerleşimi
- Görüntüleme özellikleri
- Hastanın yaşı
- Böbrek fonksiyonu
- Karşı böbreğin durumu
- Eşlik eden hastalıklar
değerlendirilir.
Her Böbrek Tümöründe Böbreğin Tamamı Alınır mı?
Hayır.
Günümüzde mümkün olan uygun hastalarda temel amaçlardan biri kanser kontrolünü sağlarken sağlıklı böbrek dokusunu korumaktır.
Bu nedenle lokalize küçük böbrek tümörlerinde parsiyel nefrektomi, yani yalnızca tümörün çıkarılarak böbreğin geri kalanının korunması önemli bir cerrahi seçenektir.
2026 EAU Böbrek Hücreli Kanser Kılavuzu T1 tümörlerde parsiyel nefrektomiyi güçlü biçimde önermektedir.
Bazı hastalarda ise tümörün büyüklüğü veya yerleşimi nedeniyle radikal nefrektomi gerekebilir.
Tedavide temel soru yalnızca:
“Tümörü çıkarabilir miyiz?”
değil,
“Onkolojik güvenliği koruyarak ne kadar sağlıklı böbrek dokusu bırakabiliriz?”
olmalıdır.
Küçük Böbrek Kitleleri Her Zaman Ameliyat Edilir mi?
Hayır.
Özellikle ileri yaşta, ciddi ek hastalıkları olan veya cerrahi riski yüksek bazı hastalarda küçük böbrek kitleleri;
- Aktif izlem
- Ablatif tedaviler
- Cerrahi
arasında bireysel olarak değerlendirilebilir.
2026 EAU RCC kılavuzunda cerrahiye alternatif tedavi yöntemleri ve frailty/geriatrik değerlendirme ayrıca güncellenmiştir.
Testis Kanseri
Testis kanseri özellikle genç erkeklerde önemli bir ürolojik tümördür.
En sık bulgu;
testiste ağrısız sertlik veya büyümedir.
Testiste yeni gelişen sert kitleler gecikmeden değerlendirilmelidir.
İlk değerlendirmede;
- Fizik muayene
- Skrotal ultrasonografi
- AFP
- beta-hCG
- LDH
gibi tümör belirteçleri kullanılabilir.
Testis tümörü şüphesi yüksek olduğunda standart cerrahi yaklaşım çoğunlukla kasık bölgesinden gerçekleştirilen radikal inguinal orşiektomidir.
Testis Kanserinde Tedavi Sonrası Takip
Testis kanserinde tedavi yalnızca tümörün çıkarılmasıyla bitmez.
Patoloji sonucuna göre tümör;
- Seminoma
- Non-seminomatöz germ hücreli tümör
olarak sınıflandırılır ve evreleme yapılır.
Erken evredeki uygun bazı hastalarda ameliyat sonrası aktif izlem tercih edilebilir.
Diğer hastalarda kemoterapi, radyoterapi veya ek cerrahi gerekebilir.
2026 EAU Testis Kanseri kılavuzu klinik evre I seminoma ve non-seminoma dahil takip ve tedavi bölümlerini güncellemiştir; tedavi sonrası izlem hastanın başlangıç evresi ve aldığı tedaviye göre düzenlenir.
Fertilite Testis Kanseri Tedavisinde Neden Önemlidir?
Testis kanseri genç erişkin erkeklerde sık görülebildiği için tedavi öncesinde gelecekte çocuk sahibi olma isteği mutlaka değerlendirilmelidir.
Kemoterapi, radyoterapi veya bazı cerrahiler sperm üretimini etkileyebilir.
Bu nedenle uygun hastalarda tedavi öncesinde;
- Sperm analizi
- Sperm dondurma
gibi fertilite koruyucu seçenekler konuşulabilir.
Tedavinin amacı yalnızca kanser kontrolü değil, hastanın uzun dönem yaşam kalitesi ve üreme sağlığını da gözetmektir.
Üst Üriner Sistem Ürotelyal Kanserleri
Böbreğin idrar toplayan kısmı olan renal pelvis ve üreterde de ürotelyal kanser gelişebilir.
Bu tümörler mesane kanserine benzer hücresel kökene sahip olmakla birlikte tedavileri farklı olabilir.
Değerlendirmede;
- BT ürografi
- İdrar sitolojisi
- Üreterorenoskopi
- Biyopsi
- Tümörün büyüklüğü ve derecesi
kullanılabilir.
Tedavi planı özellikle düşük riskli ve yüksek riskli hastalığın birbirinden ayrılmasına dayanır.
Uygun düşük riskli tümörlerde böbreği koruyan tedaviler gündeme gelebilirken, yüksek riskli hastalarda radikal nefroüreterektomi gerekebilir.
2026 EAU Üst Üriner Sistem Ürotelyal Kanser kılavuzu risk sınıflandırması, evreleme ve böbrek koruyucu yaklaşımları güncel biçimde ele almaktadır.
Penis Kanseri
Penis kanseri nadir görülür ancak erken tanı özellikle organ koruyucu tedavi açısından önemlidir.
Peniste;
- İyileşmeyen yara
- Kitle
- Ülser
- Kanama
- Deride kalıcı değişiklik
gibi bulgular değerlendirilmelidir.
Tedavi planlanırken yalnızca kanser kontrolü değil, mümkün olduğunda penis fonksiyonunun ve anatomisinin korunması da önem taşır.
Hastalığın evresi ilerledikçe lenf nodlarının değerlendirilmesi tedavide kritik hale gelir.
2026 EAU-ASCO Penis Kanseri Kılavuzu lokal tedavi, lenf nodu yönetimi, ileri hastalık ve takip bölümlerini kapsamlı biçimde güncellemiştir.
Ürolojik Kanserlerde Evreleme Neden Önemlidir?
Kanser tanısı konulduktan sonra sorulması gereken temel sorulardan biri:
“Hastalık nerede ve ne kadar yaygın?”
sorusudur.
Evreleme;
- Tümörün organdaki yayılımını
- Lenf nodlarını
- Uzak organlara yayılımı
değerlendirmeyi amaçlar.
Hastalığa göre;
- BT
- MR
- Kemik sintigrafisi
- PSMA PET/BT
- PET/BT
gibi görüntüleme yöntemleri kullanılabilir.
Her kanser hastasında her görüntüleme yönteminin yapılması gerekli değildir.
Tetkik seçimi kanser türüne, risk grubuna ve klinik evreye göre yapılmalıdır.
Her Kanser Hastasında Aynı Tedavi Uygulanmaz
Üroonkolojide tedavi kararı yalnızca patoloji raporundaki “kanser” kelimesine göre verilmez.
Kararı etkileyen başlıca faktörler:
Tümörün Türü
Her kanserin biyolojik davranışı farklıdır.
Hastalığın Evresi
Organa sınırlı hastalıkla metastatik hastalığın tedavisi aynı değildir.
Tümörün Risk Grubu
Aynı organda gelişen iki tümörün agresifliği birbirinden çok farklı olabilir.
Hastanın Yaşı ve Genel Sağlığı
Tedavinin olası yararı ve riskleri birlikte değerlendirilmelidir.
Fonksiyonların Korunması
Mümkün olduğunda böbrek fonksiyonu, idrar kontrolü, cinsel fonksiyon ve üreme sağlığı korunmalıdır.
Hastanın Tercihi
Tedavi seçeneklerinin yararları ve olası yan etkileri hasta ile birlikte değerlendirilmelidir.
Multidisipliner Kanser Tedavisi
Modern üroonkoloji yalnızca cerrahiden ibaret değildir.
Hastanın durumuna göre tedavi planında;
- Üroloji
- Medikal onkoloji
- Radyasyon onkolojisi
- Radyoloji
- Nükleer tıp
- Patoloji
uzmanlarının birlikte değerlendirmesi gerekebilir.
Özellikle lokal ileri veya metastatik hastalıklarda multidisipliner yaklaşım, doğru tedavinin doğru zamanda seçilmesinde önemlidir.
Kanser Cerrahisinde Amaç Yalnızca Tümörü Çıkarmak Değildir
Modern üroonkolojik cerrahinin temel hedefi:
onkolojik güvenliği korurken mümkün olan fonksiyonları korumaktır.
Bu nedenle uygun hastalarda;
- Böbrek koruyucu cerrahi
- Sinir koruyucu prostat cerrahisi
- Mesane koruyucu multidisipliner yaklaşımlar
- Testis kanserinde fertiliteyi koruyucu planlama
- Penis kanserinde organ koruyucu seçenekler
değerlendirilebilir.
Ancak fonksiyon koruyucu yaklaşım hiçbir zaman onkolojik güvenliğin önüne geçmemelidir.
Ürolojik Kanserlerde Uzun Dönem Takip
Kanser tedavisi başarıyla tamamlandıktan sonra dahi takip önemini korur.
Takip programı;
- Kanserin türüne
- Evresine
- Patolojik özelliklerine
- Uygulanan tedaviye
- Nüks riskine
göre kişiselleştirilir.
Takipte yalnızca kanserin tekrar edip etmediği değil;
- Böbrek fonksiyonu
- İdrar kontrolü
- Cinsel fonksiyon
- Üreme sağlığı
- Tedavinin uzun dönem yan etkileri
de değerlendirilmelidir.
Üroonkolojide Temel Yaklaşım
Doğru Tanı
Şüpheli bir bulgunun gerçekten kanser olup olmadığını uygun yöntemlerle ortaya koymak.
Doğru Risk Sınıflaması
Her kanseri aynı kabul etmemek; tümörün biyolojik davranışını belirlemek.
Gereksiz Tedaviden Kaçınmak
Aktif izleme uygun hastayı gereksiz radikal tedaviye yönlendirmemek.
Tedaviyi Geciktirmemek
Agresif hastalığı doğru zamanda tanıyıp gerekli tedaviyi planlamak.
Fonksiyonları Korumak
Onkolojik güvenlikten ödün vermeden böbrek, idrar kontrolü, cinsel ve üreme fonksiyonlarını mümkün olduğunca korumak.
Uzun Dönem Takip
Tedavinin yalnızca ameliyat günüyle sınırlı olmadığını kabul etmek.
Ne Zaman Üroonkoloji Değerlendirmesi Gerekebilir?
Aşağıdaki durumlardan biri varsa ürolojik değerlendirme uygun olabilir:
- PSA yüksekliği
- Prostat MR’da şüpheli lezyon
- Prostat biyopsisinde kanser saptanması
- Gözle görülebilen idrarda kanama
- Sistoskopide mesane tümörü
- Böbrekte kitle
- Testiste sertlik veya kitle
- İdrar yollarında tümör şüphesi
- Penis üzerinde iyileşmeyen yara veya kitle
- Önceden tedavi edilmiş ürolojik kanserde PSA veya görüntüleme değişikliği
- Kanser tedavisi sonrası ikinci görüş ihtiyacı
Sık Sorulan Sorular
Hayır. PSA kanser dışındaki birçok durumda da yükselebilir. PSA’nın düzeyi, seyri, muayene ve prostat MR bulguları birlikte değerlendirilmelidir.
Hayır. MR kanser olasılığını değerlendiren önemli bir yöntemdir ancak kesin tanı çoğunlukla biyopsi ile konur.
Her hastaya hemen aktif tedavi gerekmez. Uygun düşük riskli hastalarda aktif izlem önemli bir seçenektir.
Evet. Özellikle ağrısız, gözle görülebilen kanama mesane veya üriner sistem hastalıkları açısından değerlendirilmelidir.
Hayır. Uygun lokalize tümörlerde böbrek dokusunu koruyan parsiyel nefrektomi tercih edilebilir.
Seçilmiş hastalarda evet. Hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve kitlenin özellikleri değerlendirilerek aktif izlem düşünülebilir.
Yeni gelişen testis kitlesi gecikmeden fizik muayene ve skrotal ultrasonografi ile değerlendirilmelidir.
Bazı mesane tümörlerinde nüks riski yüksektir. Bu nedenle risk grubuna göre düzenli sistoskopi ve diğer takip yöntemleri gerekir.
Takip süresi ve sıklığı kanserin türüne, evresine, uygulanan tedaviye ve bireysel nüks riskine göre değişir.
Özellikle büyük cerrahi girişim, organ kaybı veya birden fazla tedavi seçeneğinin bulunduğu durumlarda tanı, evre ve tedavi seçeneklerinin yeniden değerlendirilmesi yararlı olabilir.
Üroonkolojide Doğru Tedavi, Doğru Hastaya Doğru Zamanda Uygulanan Tedavidir
Üroonkolojide amaç yalnızca kanseri tedavi etmek değildir.
Hastalığın biyolojik özelliklerini ve yaygınlığını doğru belirlemek; gerekli tedaviyi geciktirmeden uygularken, uygun hastalarda gereksiz tedaviden kaçınmak ve mümkün olan fonksiyonları korumaktır.
Prostat, mesane, böbrek, testis ve diğer ürolojik kanserlerde değerlendirme; tanıdan evrelemeye, cerrahi tedaviden uzun dönem takibe kadar bütüncül olarak planlanmalıdır.
Doç. Dr. Ünsal Özkuvancı tarafından hazırlanmıştır.
Sayfa içeriği yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.
Son Güncelleme Tarihi: 05.10.2026