Prostat Kanseri

Prostat kanseri nedir?

Prostat kanseri, erkeklerde en sık görülen kanserlerden biridir ve erken evrede yakalandığında büyük çoğunlukla tedavi edilebilir. Hastalık çoğu zaman yavaş ilerler ve uzun süre belirti vermeyebilir. Bu nedenle erken tanı, tedavi başarısının en önemli belirleyicisidir.

Başlıca risk faktörleri:

  • Yaş: Risk 50 yaşından sonra belirgin olarak artar.
  • Aile öyküsü: Babası veya erkek kardeşinde prostat kanseri olanlarda risk yükselir.
  • Genetik yatkınlık: BRCA2 (ve daha az ölçüde BRCA1) gibi gen değişiklikleri taşıyanlarda risk daha yüksektir ve hastalık daha agresif seyredebilir.
  • Köken: Afrika kökenli erkeklerde hastalık daha sık ve daha erken yaşta görülür.

Erken evrede genellikle belirti yoktur. İleri evrede idrar yapmada zorlanma, idrarda veya menide kan, kemik ağrısı gibi şikâyetler ortaya çıkabilir; bu belirtilerin çoğu iyi huylu prostat büyümesinde de görülür ve mutlaka bir üroloğa danışılmalıdır.

Erken tanı ve tarama

Güncel kılavuzlar, bilgilendirilmiş erkeklerde PSA testiyle başlayan ve MR ile yönlendirilen risk temelli erken tanı yaklaşımını önermektedir. Amaç, önemli kanserleri erken yakalarken gereksiz biyopsi ve gereksiz tedaviden kaçınmaktır.

Kimler değerlendirilmeli?

  • 50 yaş üstü erkekler
  • Ailesinde prostat kanseri olan 45 yaş üstü erkekler
  • Afrika kökenli 45 yaş üstü erkekler
  • BRCA2 taşıyıcıları (40 yaş civarından itibaren)

Tanı adımları:

  1. PSA testi: Kanda bakılan basit bir testtir. Yüksek PSA her zaman kanser anlamına gelmez; enfeksiyon veya prostat büyümesi de PSA’yı yükseltebilir. Gerekirse test tekrarlanır.
  2. Risk hesaplayıcılar: Yaş, PSA, prostat hacmi (PSA dansitesi) ve muayene bulguları birlikte değerlendirilerek biyopsi gerekip gerekmediği belirlenir.
  3. Multiparametrik / biparametrik prostat MR: Biyopsi öncesi MR artık standarttır. MR şüpheli alanları gösterir (PI-RADS skoru) ve düşük şüpheli hastaların bir kısmında biyopsiden kaçınılmasını sağlar.
  4. Biyopsi: MR’da görülen şüpheli alanlardan hedefli örnekler alınır. Enfeksiyon riskinin daha düşük olması nedeniyle perine (makat ile torba arasındaki cilt) yoluyla yapılan transperineal biyopsi tercih edilmektedir.

EAU 2026 kılavuzunda biyopsi kararına yardımcı akış şeması güncellenmiştir.

Evreleme ve risk grupları

Tedavi seçimi; tümörün yayılımına (evre), patolojik derecesine (Gleason skoru / ISUP derecesi) ve PSA düzeyine göre belirlenen risk grubuna dayanır.

Risk grubuTipik özelliklerÖne çıkan seçenekler
Düşük riskPSA < 10 ng/mL, ISUP 1 (Gleason 6), sınırlı tümörAktif izlem (tercih edilen)
Orta risk (olumlu)PSA 10–20 ng/mL veya ISUP 2Aktif izlem (seçilmiş hastalar), cerrahi, radyoterapi
Orta risk (olumsuz)ISUP 3 veya birden fazla orta risk özelliğiCerrahi veya radyoterapi + kısa süreli hormon tedavisi
Yüksek riskPSA > 20 ng/mL veya ISUP 4–5 veya ileri lokal evreCerrahi (+ lenf bezi diseksiyonu) veya radyoterapi + uzun süreli hormon tedavisi
Lokal ileriProstat dışına taşmış veya bölgesel lenf bezi tutulumuÇok yöntemli tedavi
MetastatikUzak organ veya kemik tutulumuSistemik tedavi (aşağıda)

Önemli güncellemeler:

  • NCCN 2026, ayrı bir “çok düşük risk” grubunu kaldırmış ve bu hastaları düşük risk grubu içinde değerlendirmektedir.
  • EAU 2026, lokalize ve lokal ileri hastalık risk grupları tablosunu ve evreleme önerilerini güncellemiştir.
  • Orta ve yüksek riskli hastalarda evreleme için PSMA PET/BT, klasik BT ve kemik sintigrafisine göre yayılımı daha duyarlı şekilde gösterir ve giderek daha yaygın kullanılmaktadır.

Prostata sınırlı (lokalize) hastalıkta tedavi

Prostata sınırlı kanserde birden fazla etkili seçenek vardır; karar hastanın yaşı, genel sağlığı, risk grubu ve tercihleri birlikte değerlendirilerek ortak verilir.

Aktif izlem: Düşük riskli hastalarda tercih edilen yaklaşımdır. Hasta hemen tedavi edilmez; düzenli PSA, MR ve gerektiğinde tekrar biyopsi ile yakından izlenir. Hastalık ilerleme gösterirse küratif tedaviye geçilir. Böylece birçok hasta tedavinin yan etkilerinden korunur. NCCN 2026, aktif izlem ilkelerini güncelleyerek seçilmiş olumlu orta riskli hastalarda da bu seçeneğin değerlendirilebileceğini vurgulamaktadır.

Radikal prostatektomi: Prostatın ve seminal veziküllerin tamamen çıkarılmasıdır. Günümüzde sıklıkla robotik veya laparoskopik yöntemle yapılır. Orta ve yüksek riskli hastalarda, gerekirse pelvik lenf bezleri de çıkarılır. Uygun hastalarda ereksiyon sinirlerini koruyan teknik uygulanır.

Radyoterapi: Dışarıdan yoğunluk ayarlı radyoterapi (IMRT/VMAT) veya prostat içine yerleştirilen kaynaklarla brakiterapi şeklinde uygulanır. Hipofraksiyone (daha az seansta) ve stereotaktik (SBRT) şemalar standart seçenekler arasındadır. Orta ve yüksek riskli hastalarda radyoterapiye hormon tedavisi eklenir.

Fokal tedaviler (HIFU, kriyoterapi vb.): Yalnızca tümörlü bölgeyi hedefler. Uzun dönem sonuçları henüz yeterli değildir; bu nedenle kılavuzlar fokal tedaviyi standart tedavi olarak değil, klinik çalışma veya çok seçilmiş hastalarda önermektedir. NCCN 2026 yeni tanı almış hastalarda fokal tedavi kullanımında özellikle dikkatli olunmasını vurgulamaktadır.

İzleyerek bekleme: Yaşam beklentisi kısa olan hastalarda, belirti ortaya çıkana kadar tedavinin ertelenmesidir; aktif izlemden farklıdır.

Lokal ileri hastalık ve PSA nüksü

Prostat dışına taşmış veya bölgesel lenf bezlerine yayılmış hastalıkta en iyi sonuç, birden fazla tedavinin birlikte kullanıldığı çok yöntemli yaklaşımla alınır.

  • Radyoterapi + uzun süreli hormon tedavisi (ADT): Standart seçeneklerden biridir. Yüksek riskli, lenf bezi tutulumu olmayan seçilmiş hastalarda tedaviye abirateron eklenmesi sağkalımı artırmaktadır.
  • Radikal prostatektomi: Seçilmiş hastalarda, gerektiğinde ameliyat sonrası radyoterapi ve/veya hormon tedavisi ile birlikte uygulanır.

Tedavi sonrası PSA yükselmesi (biyokimyasal nüks):

  • Ameliyat veya radyoterapi sonrası PSA’nın yeniden yükselmesi, hastalığın tekrarladığını gösterebilir.
  • PSMA PET/BT, düşük PSA düzeylerinde bile nüksün yerini gösterebilir ve tedavi planını önemli ölçüde değiştirir.
  • Ameliyat sonrası nükste, PSA henüz düşükken uygulanan kurtarma radyoterapisi (gerekirse hormon tedavisi ile) tedavi şansı sunar.
  • Radyoterapi sonrası lokal nükste kurtarma cerrahisi veya fokal tedaviler seçilmiş hastalarda düşünülebilir.
  • Yüksek riskli nükste (kısa PSA ikilenme süresi) hormon tedavisine enzalutamid eklenmesi bir seçenektir.

Metastatik hastalıkta tedavi

Metastatik prostat kanseri günümüzde yıllarca kontrol altında tutulabilen bir hastalıktır. Temel ilke, hormon tedavisinin tek başına değil, yeni nesil ilaçlarla güçlendirilerek verilmesidir.

Hormona duyarlı metastatik hastalık (mHSPC / mCSPC):

  • Temel tedavi androjen yoksunluk tedavisidir (ADT; iğne veya tablet şeklinde testosteron baskılama).
  • ADT’ye yeni nesil androjen reseptör yolağı inhibitörlerinden (ARPI: abirateron, enzalutamid, apalutamid, darolutamid) biri eklenmesi standarttır.
  • Uygun hastalarda ADT + dosetaksel kemoterapisi + ARPI üçlü tedavisi uygulanır.
  • Düşük metastaz yükü olan hastalarda prostata radyoterapi sağkalım yararı sağlar.
  • NCCN 2026, sonradan ortaya çıkan az sayıda metastazı olan (metakron oligometastatik) hastalarda metastaza yönelik tedaviyi (ör. stereotaktik radyoterapi) tedavi algoritmasına eklemiştir.
  • BRCA2 mutasyonu taşıyan hastalarda niraparib + abirateron kombinasyonu kılavuzlarda yer almaktadır.

Kastrasyona dirençli hastalık (mCRPC):

  • Daha önce kullanılmayan ARPI veya taksan grubu kemoterapiler (dosetaksel, kabazitaksel).
  • Genetik test: Tüm metastatik hastalarda tümör ve kalıtsal gen testi önerilir. BRCA1/2 ve diğer DNA onarım geni değişikliği olanlarda PARP inhibitörleri (olaparib, rukaparib, niraparib, talazoparib) tek başına veya ARPI ile birlikte kullanılabilir.
  • Lutesyum-177 PSMA tedavisi (radyoligand tedavi): PSMA PET’te uygun tutulum gösteren, önceki tedavilere rağmen ilerleyen hastalarda etkin bir seçenektir.
  • Kemik metastazlarında radyum-223, kemik koruyucu ilaçlar (zoledronik asit, denosumab) ve ağrılı lezyonlara palyatif radyoterapi uygulanır.

Yan etkiler, yaşam kalitesi ve takip

Her tedavinin farklı yan etki profili vardır; bu nedenle tedavi seçiminde yaşam kalitesi beklentileri mutlaka konuşulmalıdır.

  • Cerrahi sonrası: İdrar kaçırma çoğu hastada aylar içinde düzelir; pelvik taban egzersizleri iyileşmeyi hızlandırır. Ereksiyon sorunları sinir koruyucu teknik, ilaç tedavisi ve penil rehabilitasyonla yönetilir.
  • Radyoterapi sonrası: Geçici idrar ve bağırsak yakınmaları, uzun dönemde ereksiyon sorunları görülebilir.
  • Hormon tedavisi: Sıcak basması, yorgunluk, kas kaybı, kilo artışı, kemik erimesi ve kalp-damar riskinde artış görülebilir. Düzenli egzersiz, kemik yoğunluğu ölçümü ve kalp-damar risk değerlendirmesi önerilir; NCCN 2026 bu konuda ayrı bir değerlendirme bölümü eklemiştir.

Takip: Tedavi sonrası PSA düzenli aralıklarla ölçülür; ilk yıllarda daha sık, sonrasında yılda bir-iki kez. PSA’daki değişiklikler erken fark edildiğinde ek tedavi seçenekleri daha etkilidir.

Kaynaklar

Doç. Dr. Ünsal Özkuvancı tarafından hazırlanmıştır.

Sayfa içeriği yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.

Son Güncelleme Tarihi: 26.10.2026